|
| |
|
|
|
ÇANAKKALE' NİN COĞRAFİ YAPISI
Çanakkale
Türkiye'nin kuzeybatısında Avrupa ve Asya kıtalarını birbirinden
ayıran ve kendi adını taşıyan Boğaz'ın iki yakasında kurulmuştur.
Arazi Yapısı
Çanakkale; Balkan Yarımadası'nın
Doğu Trakya topraklarına bir kıstakla bağlanmış Gelibolu Yarımadası
ile, Anadolu'nun batı uzantısı olan Biga Yarımadası üzerinde
toprakları bulunan bir ilimizdir.
Avrupa ve Asya'da toprakları
bulunan Çanakkale, Edirne, Tekirdağ ve Balıkesir il sınırları
ile çevrilidir. İl sınırlarına; Ege Denizinde Türkiye'nin en büyük
adası olan Gökçeada ile Bozcaada ve Tavşan Adaları da girer.
İl , 25° 40'-27°30' doğu
boylamları ve 39°27'-40°45' kuzey enlemleri arasında 9737 Km2 lik
bir alanı kapsar. İlimizin topraklan büyük bir kısmıyla Marmara
Bölgesinin Güney Marmara bölümüne; Edremit Körfezi kıyısındaki
küçük bir alanı ise, Ege Bölgesine girer.
Anadolu Yarımadası'nın en batı
noktası Baba Burnu ile Türkiye'nin en batı noktası olan Gökçeada'daki
Avlaka Burnu il sınırları içerisindedir. İlin toplam kıyı
uzunluğu 671 km.dir.
|
İLÇELERİN
YÜZÖLÇÜMÜ ve YÜKSEKLİK VERİLERİ
|
| |
| İlçe |
Yüzölçümü
(km2)
|
İl Yüzölçümüne
Oranı (%)
|
Yükseklik (m)
|
| |
| MERKEZ |
949
|
10
|
2
|
| AYVACIK |
874
|
9
|
273
|
| BAYRAMİÇ |
1.275
|
13
|
95
|
| BİGA |
1.331
|
13,6
|
42
|
| BOZCAADA |
40
|
0,4
|
2
|
| ÇAN |
887
|
9
|
74
|
| ECEABAT |
490
|
5
|
5
|
| EZİNE |
474
|
5
|
25
|
| GELİBOLU |
806
|
8
|
24
|
| İMROZ |
289
|
3
|
54
|
| LAPSEKİ |
955
|
10
|
3
|
| YENİCE |
1.367
|
14
|
271
|
| |
0
|
0 |
0
|
| Toplam |
9.737
|
0
|
0
|
Dağlar
Çanakkale ilinin toprakları,
genellikle dağ ve tepelerle kaplı alanların vadilerle parçalanmış
engebeli görünüşündedir.En yüksek dağı 1767 metre ile Kaz Dağı'dır.
Gelibolu Yarımadası'nda Tekir Dağlarının uzantısı olan Koru Dağı
726 metre yüksekliktedir . Diğer yüksek dağlar , kaz dağı
dolaylarında yer alır. Biga yöresinde kuzeydoğu , güneybatı yönünde
uzanan 500-1000 mt. arasındaki az yüksek sıralar, dalgalı bir görünüm
Gelibolu Yarımadası'nda, boğazdan Saroz Körfezine doğru basamak
basamak bir yükselme görülür. 400 metreye yaklaşan, tepeler dik
yamaçlarla Saroz Körfezine iner.

Ovalar
Akarsu ağızlarında ve geniş
tabanlı vadilerde görülen ovalar Çanakkale'de az yer kaplar. Ezine
Ovası, Bayramiç Ovası, Kumkale Ovası, Biga ve Karabiga Ovaları,
Agonya (Yenice-Hamdibey-Kalkım) Ovası, Umurbey ve Sarıçay Ovaları
, Anadolu yakasındaki ovalardır. Gelibolu Yarımadasında ise Kavak
Ovası, Cumalı Ovası, Yalova Ovası, Kilye ve Piren Ovaları vardır.
Akarsular ve Göller
İlimiz dahilinde büyük, küçük bütün
akarsuların düzenli bir rejimi yoktur. Sonbahar yağmurlarıyla ve
karların erimeye başladığı nisan, mayıs aylarında kabarırlar,
bunun dışındaki sürelerde bir kaç yüz litrelik debiye kadar düşerler.
Bu düzensizlik yüzünden ilimizdeki akarsulardan ulaşım ve tarım
yönünden yararlanma imkanı olmamaktadır.
Akarsuların çoğu Kazdağı'ndan doğarlar.
İlimizdeki akarsuların belli başlıları; Tuzla Çayı, Menderes Çayı,
Sarıçay , Kocabaş Çayı, Bayramiç Deresi, Bergaz Çayı ve Kavak
Çayı'dır.
il sınırları içinde kalan
arazide önemli bir göl yoktur. Mevcut göller Gelibolu Yarımadası'nda
ve Gökçeada'da yazın kuruyan tuz gölleri'dir.
İklim
Çanakkale İlinin iklimi, bulunduğu
yer nedeniyle geçiş iklimi özellikleri gösterir. Genel
karakteriyle Akdeniz iklimi özelliklerini yansıtır. Bunun yanında
İlimizin daha kuzeyde bulunması nedeniyle kışları ortalama sıcaklık
daha düşüktür. Minimum sıcaklık -4,2 °C ile Şubat ayı,
Maksimum sıcaklık +35,8 ile Ağustos ayındadır. Yıllık sıcaklık
ortalaması 14.7, ortalama nem oranı ise %72.6'dır. İlimizi çevre
İllerden ayıran diğer bir özelliği de yılın büyük bir kısmının
rüzgarlı geçmesidir.
Yıllık egemen rüzgar
kuzey rüzgarlarıdır. En çok, poyraz, yıldız, lodos, kıble eser.
Yıllık ortalama yağış miktarı 662.8 m3 (Gökçeada) ile 854.9 m3
(Ayvacık) arasında değişmektedir. Yaz aylarında yağış miktarı
oldukça düşüktür. Yağışların en fazla görüldüğü aylar
Aralık, Ocak ve Şubat ayları'dır. Karla örtülü gün sayısı en
fazla 8 gün kadardır.
Bitki Örtüsü
İl yüzölçümünün %
55'i ormanlıktır. Kalan diğer alan çayır, mera ve tarıma elverişli
arazi ile kaplıdır. Akdeniz iklimine özgü bitki topluluğu
makiler, defne, kocayemiş, mersin ve çalılıklardan oluşmuştur.
Bu ormanlarda karışık cins ağaç toplulukları bulunur. Kızılçam,
karaçam, köknar, meşe, kayın türündeki ağaçlar çoğunluktadır.
Koru tipi ormanlara, Kazdağı dolaylarında rastlanır. İç kısımlarda,
bozkır görünümlü, cılız otlu, tahıl üretimine elverişli
alanlar ile su boylarında her mevsim yeşil kalabilen çayırlara
rastlanır.
Çevre
Doğal çevrenin giderek bozulup
yok olduğu günümüzde; ülke nüfusunun % 25' inin, ülke
sanayisinin yarısından fazlasının bulunduğu Marmara Bölgesinde
kentleşme ve sanayileşme baskısına direnebilen bir yaşam ortamıdır
ÇANAKKALE.
Dünyanın önemli su yollarından
biri olan Çanakkale Boğazı, 671 km. kıyı şeridi, kendine has özellikleri,
ilimiz doğal çevresinin en belirgin zenginliklerindendir.
Çanakkale'de kentleşme ve sanayileşme
yoğun bir biçimde yaşanmadığından ülke genelinde görülen çevre
problemleri ilimizde yaşanmamaktadır. Mevcut sanayi tesislerinde sıvı
ve gaz atıkları yönünden gerekli önlemler alınmakta, yerleşim
yerlerinden kaynaklanan sıvı ve katı atıkların en az zararla
bertarafına çalışılmaktadır. Gerçekleştirilmesi planlanan yatırımların
çevre üzerinde yapabileceği olumsuz etkilerin önceden belirlenerek
gerekli önlemlerin alınması amacıyla Çevresel Etki Değerlendirme
Çalışmaları sürdürülmektedir. Sanayi'de kullanım için
getirilen doğal gazın önümüzdeki yıllarda ısınma amaçlı
olarak kullanımı da planlanmaktadır.
Eski
çağlarda HELLESPONTOS ve DARDANEL olarak anılan Çanakkale M.Ö.
3000 yılından beri yerleşim alanı niteliğini korumuştur.
Erken Bronz Dönemi'nden bu yana önemli bir yerleşim merkezi olan Çanakkale;
Çanakkale Boğazı sayesinde Anadolu ile Avrupa ve Akdeniz ile
Karadeniz arasındaki bağlantıyı sağlayan iki geçit bölgesinden
biridir. Bu özelliği nedeniyle oldukça zengin bir tarihi vardır.
Yörede yaşayan
topluluklara ekonomik ve askeri üstünlük sağlamış, onlar da
uygarlık alanında çağdaşlarını geçmişlerdir. Ancak bu durum,
yöreyi çeşitli göç ve istila hareketlerinin hedefi yapmıştır.
Değişik tarihlerde yerleşmek ya da yağmalamak amacıyla bölgeye
gelenler olmuş, her iki durumda belirli kültür alışverişini yoğunlaştırmıştır.
Bu kültürel yoğrulma, yüzyıllar boyu kesintilerle sürmüş,
bunun sonucu oldukça renkli bir kültür mozaiği ortaya çıkmıştır.
Boğazın en dar yerinde Fatih Sultan Mehmet döneminde Rumeli yakasında
Sestos dolaylarında Kilitbahir, Anadolu yakasında Abydos dolaylarında
Sultaniye (Kale-i Sultaniye) ya da Çanak Kalesi adı ile anılan
kaleler yapılmıştır. Bugünkü Çanakkale İli'nin adı Anadolu
yakasındaki Çanak Kalesinden gelmektedir.
Yörenin en eski halkı Beşiktepe
ve Kumtepe yerleşmelerinden bilinen Kalkolitik Dönemin yerli halkıdır.
Bunları, İ.Ö. 3000'lerden 1200'lere kadar herhangi bir dış etki
altında kalmadan yaşamlarını sürdüren Troya halkı izler. Bundan
sonra sırasıyla Troya Savaşları ile Akalar, Ege göçleri ile çeşitli
kavimler gelmiştir. En son olarak Sicilyalı Komutan Roger De Flor'un
ölümüyle buyruğundaki Katalonyalılar bir süre etkinliklerini sürdürseler
de, daha sonra Türkler'le yaptıkları bir anlaşma gereği, Çanakkale
ve yöresini Türk Beylerine bırakmışlardır.
M.Ö. 3000 yılında kurulan L
Troia, M.Ö. 2500 yıllarında bir depremle yıkılmıştır. Bundan
önce de yörede eski yerleşmelerin bulunduğu bilinmektedir.
Dardanos kentinin I. Troia'dan önce kurulduğu düşünülmektedir.
Kuruluş önceliği 100-150 yıl kadardır. M.Ö. 1200'lerde
kuzeyden gelen "deniz kavimleri"nin göçü ile bölgede
ve Anadolu'da yazılı tarih açısından karanlık dönem başlamıştır.
Bölge, M.Ö. 7. yüzyılda Batı Anadolu'da büyük bir güç
haline gelen Lydia Krallığı'nın egemenliğine girmiş, M.Ö. 5.
yüzyılda Perslerin gelmesiyle, Pers etkisi artmaya başlamış, M.Ö.
386 yılında Persler ve Spartalûar arasında yapılan "Kral
Barışı" ile bölgede kesin olarak Pers egemenliği sağlanmıştır.
M.Ö. 334'te Makedonya Kralı Büyük İskender'in Pers ordusunu
Biga Çayı (Granikos) yakınlarında bozguna uğratmasıyla
Anadolu'da Pers hakimiyeti gerilemeye başlamıştır. İskender'in
Ölümünden sonra İskender'in komutanları bölgede iktidar mücadelesine
girişmişlerdir. Bergama Krallığı'nın hakimiyeti ve Galat
istilaları döneminden sonra, Roma'nın bölgedeki hakimiyet kurma
çabaları sırasında Diktatör Sulla, Gelibolu'ya kadar gelmiştir.
Bölge, Roma ve Bizans dönemlerinde limanlarıyla da önem kazanmıştır.
Osmanlıların Akdeniz'de egemenlik kurma istekleri, onları Balkan
Yarımadası'ndaki fetihlere, Gelibolu ve yöresinden başlamaya yöneltmiştir.
Gelibolu'da bir tersanenin kurulmasıyla birlikte Çanakkale'deki
Osmanlı egemenliği daha da artmıştır. Boğazın önemi Çanakkale
Savaşları'nda (1. Dünya Savaşı'nda) bir kez daha gündeme gelmiş
ve düşman donanması 18 Mart 1915 tarihinde bozguna uğratılmıştır.
DİĞER TURİZM
MERKEZLERİ
Çok Ünlü bu merkezlerin dışında
Çanakkale'ye gelindiğinde; HAMAXITOS, ALEXANDRİA TROAS NEANDRİA,
SANKREA, DARDONOS TÜMÜLÜSÜ ABYDOS, SESTOS, GARGARA, LAMPONİA
gibi antik kent kalıntıları, Kilitbahir, Babakale, Bozcaada, Seddülbahir
Bigalı, Nara, Gelibolu Kaleleri, İntepe Çamlığı,Güzelyalı,Mitoloji'de
ilk güzellik yarışmasının yapıldığı KAZDAĞI (Ayazma) gibi
görülmeye değer mesire yerleri, Sağlık turizmi yönünden;
Ezine Kestanbol Kaplıcaları, Bayramiç-Külcüler,Çan-Tepeköy
Kaplıcası,Kirazlı Şifalı İçmesuyu,Biga Kırkgeçit Kaplıcası
Ayvacık Afrodit Kaplıcası gibi şifalı su kaynakları ılıman
iklim nedeniyle her mevsim görülebilir. Özellikle kıyılarda bu
değerler güneş ve deniz ile birlikte sunulmaktadır.
|
|
|
|
EZİNE
COĞRAFYA
Ezine
İlçesi Çanakkale İli’ne bağlıdır. Çanakkale-İzmir karayolu
ilçenin içinden geçer. Çanakkale’ye 42 km uzaklıktadır. Doğuda
Bayramiç, Batıda Ege Denizi, Güneyde Ayvacık İlçesi, Kuzeyde Çanakkale
İli ile çevrilidir.
Ezine ve çevresi ikinci zamanda
(mezozoik çağda) meydana gelmiştir. Bunun en büyük kanıtları bölgede
çıkarılan kireç taşı, kurşun, demir ve mermer gibi maden
alanlarının jeolojik yapılarıdır. Ezine ve çevresi aynı zamanda
oldukça büyük bir volkanik kütle üzerindedir.
Ezine, düzlük (ova) bir alan üzerinde
kurulmuştur. Bu geniş ovanın batısı, kuzeyi ve güneyi alçak
tepelerle çevrilidir. Bu tepelerin en yüksekleri Zambak Tepe ve Çığrı
Tepeleridir. İlçe sınırları içinde Ezine Ovasının dışında
Üsküfçü, Kestanbol, Kızılköy ve Mahmudiye Ovaları vardır.
Ovalarının hepsi sulanabilir arazilerdir. İlçe’nin en önemli
akarsuyu menderes çayıdır.
Menderes Çayı, Kaz Dağları’nın
kuzey yamaçlarından doğarak gelir. Ezine Ovası’nı suladıktan
sonra ilçenin kuzey-batı istikametinde Çanakkale Boğazı’na dökülür.
Akçin Çayı ise Ezine’nin içinden geçerek Menderes Çayı ile
birleşir. İlçe sınırları içindeki Şeytan Deresi, Kocataş
Deresi, Andık Deresi,Koca Tepe Deresi, Uzunalık Deresi ve Çatak
Deresi Menderes Çayı ile birleşirler. Bu arada son yıllarda yapılan
Kemallı ve Bahçeli Göletleri tarım arazilerinin sulanmasına yardımcı
olmaktadır.
İlçede genelde Akdeniz ikliminin
bitkisi olan maki görülmekle beraber batısı ve kuzey-batısı
ormanlarla kaplıdır. İlçe ormanlarının asıl türü kızıl çamdır.
Ağaç türlerinden ise meşe, ardıç, akçakesme ve kara yemiş çeşitleri
görülür. Bu arada sahil kesiminde geniş alanlar zeytin ağaçları
ile kaplıdır.
Ezine, Marmara ve Ege Bölgelerinin geçiş alanındadır. Bu bakımdan
iki bölgede de görülen iklim özellikleri Ezine’ye yansır.
Yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlıdır.
Yağışlar; genellikle yağmur
halindedir. Kış bitiminde de sıkça kırağı yağar. Kış aylarında
zaman zaman kısa sürelerle kar yağar. Son yıllarda ekolojik denge
bozulduğundan mevsim içinde mevsim normallerinin dışında hava şartları
da görülmektedir. Yapılan meteorolojik gözlemlere göre en soğuk
ay Ocak ve Şubat ayları olup en soğuk ay ortalaması -4 ile -5
derecedir. En sıcak ay ise Temmuz ve Ağustos ayları olup, en sıcak
ay ortalaması 25 ile 35 derece arasındadır. Yıllık yağış bakımından
en yağışlı aylar Kasım, Aralık, Mart ve Nisan aylarıdır.
Ortalama yağış miktarı yıldan 626 mm’dir. En yağışsız aylar
ise Temmuz ve Ağustos aylarıdır.
Ezine, yerleşim yeri bakımından
etrafı tepelerle çevrili bir konumda olduğundan nem ortalaması
oldukça yüksektir.
TARİHİ
YERLER
Aleksandra
Troas
Dalyan Köyünden itibaren Körüktaşı(Fıranlı) Köyüne kadar
harabelerine rastlanan bu şehir MÖ. 400 yıllarında Sgia adlı küçük
bir şehir olarak kurulmuştur. Büyük İskender zamanında İskender’in
generallerinden Antigonas tarafından geliştirilmiştir. Antigonas’ın
adını hatırlamak amacıyla kente Antigonia ismi verilmiştir. İskender’in
ölümünden sonra Trakya kralı olan Lysimachos yeni kurulan şehri
daha da genişletmek maksadıyla bölgedeki Neandria, Keprene ve
Tenedos halkını getirerek yerleştirmiştir. Şehrin adını da İskender’in
asıl adı olan Aleksandra olarak değiştirmiştir. Burada kurulan diğer
şehirlerden ayırmak için sonuna bölgenin adı olan TROAS kelimesi
eklenmiştir. Romalıların Suriye kralı Antiokhos ile yaptıkları
savaş sırasında şehir halkının Romalılara sadık kalması şehir
halkının Romalıların gözdesi haline gelmesine sebep olmuştur.
Roma
imparatoru Augustus zamanında şehir Romalıların bir kolonisi
haline gelmiştir. Roma imparatoru Sezar zamanında ise şehir başkent
olma konumuna gelmiştir. Roma imparatoru Hadrianus zamanında şehre
su yolu ile hamam yapılmıştır. Günümüzde bu hamamın kalıntıları
halen ayaktadır. Şehrin limanı bugünkü Dalyan Köyünün altındadır.
Liman, zamanın en büyük deniz ulaşımının yapıldığı bir
liman haline getirilmiştir. Hala mevcut kalıntılara bakıldığında
şehrin ne kadar muhteşem olduğunu anlamak mümkündür. Kaplıca
suyu, MÖ. asırlardan beri şifalı su olarak alınmaktadır. Bizans
hamam kalıntıları bunun en güzel kanıtlarıdır.
Yeditaşlar:
Koçali
Köyü yakınında granit kayaların çevrelediği gizli bir taş ocağıdır.
Roma İmparatorluğu. zamanında bu ocaktan alınan taş sütunlar
Dalyan İskelesinden imparatorluğun çeşitli yerlerine sevk
ediliyorlardı. Halen, imal edilmiş ve sevk edilmemiş halde
kalanlardan yedi tanesi ocakta bulunmaktadır.160 cm genişliğinde 12
m uzunluğundaki her sütun yaklaşık 60 ton ağırlılığındadır.
Bu taşların nakledilmesindeki inanılmazlık yöreyi ilginç hale
getirilmektedir.
Neandria:
Kayacık köyü yolundaki Çığrı Dağı’ndadır.1400x450m.’lik
bir alanı kaplayan yerleşim yerinin surları ve kuleleri çok ilginçtir.
Kulelerin bir kısmı MÖ 5.yy bir kısmı MÖ. 4.yy da yapılmıştır.
Yazılı kaynaklar tapınağın güney doğusunda Apollon’nun
bir heykelinin bulunduğunu bildirmektedir. Neandria kalesi; Ezine,
Mahmudiye Ovalarına ve sahile tam manasıyla hakim bir yerde inşa
edilmiştir.
Sankrea:
Zambak Tepesinde bulunan bu yerde büyük bir şato kalıntısı
mevcuttur. Bizans İmparatorluğu zamanında siyasi mahkumların
hapsedildiği bir yer olarak bilinmektedir.
Kolonia:
Neandria’nın
limanı olarak kullanılan bu yer Aktaş Ovası ile Tavaklı İskelesi
arasındadır. Ovadan görünüşü beşiğe benzediği için bu yöreye
Beşiktepe adı verilmiştir. Büyük bir yerleşme yeri değildir.
KÖPRÜLER
Asılhan
Köprüsü (Sarımsakçı Köprüsü):
Ezine`ye 6 km mesafede bulunan eski Çanakkale yolu üzerinde,
Cumhuriyet döneminde yapılan köprünün çevresinde görülen kalıntılar
ne zaman yapıldığı bilinmeyen eski köprünün kalıntılarıdır.
Ezine Peyniri Festivali
Ezine
Peynirinin tanıtılması ve ilçe ekonomisinde payının arttırılması
amacıyla her yıl ilçemizde Temmuz ayı içerisinde Ezine Peyniri
Festivali düzenlenmektedir. Festival yöre ve ulusal sanatçıların
katılımı, resmi ve sivil kuruluşların desteği ile şenlik havasında
geçmektedir. Sizleri peynir diyarı Ezine’mize damaklarınıza
unutulmaz bir tat bırakmak üzere festivalimize bekleriz.

GEYİKLİ BELDESİ
Geyikli Belediyesi 1971 yılında kuruldu. Son nüfus sayımına göre
nüfusu 3653 kişidir. Yaz aylarında nüfus 10 Bin civarına yükselir.
Geyikli merkez ve sahil kesimi imar planları mevcuttur. Sahil
kesiminde 2000 civarında konut bulunmaktadır.
Bütün yöre 1. jeolojik zamanda teşekkül ettiği sanılan çok
eski bir coğrafya’ya sahiptir. Bu nedenle tarihinde hiç deprem
olmamıştır.
İklim özellikleri olarak Ege iklimine benzer, yazları sıcak ve
kurak, kışları ılık ve yağışlıdır.
Bitki örtüsü makilik, Tarım alanlarının yüzde 90’nı
zeytinliktir.
Geyikli’de en önemli geçim kaynağı Zeytinciliktir. Ayrıca Tahıl,
sebze, meyve üretimide yapılmaktadır.Zeytinin yıllık üretim
kapasitesi 5 Bin ton civarındadır.
Sahil beldesi olduğu için Balıkçılığın da belde ekonomisinde
önemli yeri vardır.
Yeşille mavinin kuçaklaştığı Geyikli sahilleri eşsiz doğal güzelliği
ile görülmeye değer bir tatil beldesidir.
Sosyal etkinlik olarak Deve güreşi etkinliği, Geleneksel Zeytin
festivali, Toplu sünnet cemiyeti, Spor müsabakaları yapılmaktadır.

|